Bunu hisseden tek kişi sen değilsin.
Ama bunu bu kadar net sorabilen çok az insan var.
“Her şey üstüme geliyor” hissi; bir olaydan, bir kişiden ya da tek bir problemden kaynaklanmaz. Bu his, modern hayatın insana parça parça yüklediği baskıların toplamıdır. Ve çoğu zaman fark edilmez, çünkü tek tek bakıldığında “önemsiz” gibi görünürler.
Ama toplamları ağırdır.
Zihinsel Yorgunluk Nedir ve Neden Geçmiyor?
Zihinsel yorgunluk, uykuyla geçen bir şey değildir.
Çünkü sorun bedenin değil, zihnin hiç durmamasıdır.
Gün boyunca:
Sürekli bildirimlere maruz kalırsın
Haber akışları arasında dolaşırsın
Sosyal medyada başkalarının hayatlarını izlersin
Aynı anda birçok şeyi düşünmek zorunda kalırsın
Ve gün bittiğinde, aslında hiçbir şey yapmamış olsan bile yorgun hissedersin.
Çünkü zihin dinlenmemiştir.
Bu noktada insanlar genelde yanlış soruyu sorar:
“Neden bu kadar yorgunum?”
Doğru soru şudur:
“Neden zihnim hiç kapanmıyor?”
Sürekli Baskı Altında Hissetmek Normal mi?
Normal.
Ama sağlıklı değil.
Modern yaşam, insanı sürekli hazır olma halinde tutar. Ulaşılabilir, cevap verebilir, güncel, üretken, ilgili…
Bu hal uzun süre devam ettiğinde, insanın iç dünyasında şu duygu oluşur:
“Bir şeyler yapmam gerekiyor ama ne olduğunu bilmiyorum.”
İşte bu duygu, her şeyin üstüne geliyormuş gibi hissettiren temel duygudur.
Bu bir panik hali değildir.
Bu bir çöküş de değildir.
Bu, birikmiş zihinsel baskının sessiz alarmıdır.
Hayat Neden Eskisi Kadar Hafif Gelmiyor?
Çünkü hayat ağırlaşmadı.
Hayata daha fazla şey girdi.
Daha fazla bilgi.
Daha fazla ses.
Daha fazla beklenti.
Daha fazla karşılaştırma.
İnsan zihni, bu kadar çok şeye aynı anda maruz kalmak üzere evrilmedi. Eskiden yükler fizikseldi. Şimdi yükler görünmez.
Ve görünmeyen yükler, daha geç fark edilir ama daha derin yorar.
“Her Şey Üstüme Geliyor” Hissi Nereden Geliyor?
Bu hisin kaynağı genelde üç noktada birleşir:
1. Sürekli Maruz Kalma
Zihin, gün boyu kapanmadan açık kalır. Sessizlik yoktur. Boşluk yoktur.
2. Fazlalık
Sadece eşya değil; ilişki, beklenti, bilgi, gündem fazlalığı.
3. İç Alanın Daralması
İnsanın kendisiyle baş başa kaldığı alan giderek küçülür.
Bu tabloya bazı yaklaşımlar enerji tükenmesi der.
Bazıları zihinsel yorgunluk.
Bazıları modern tükenmişlik.
İsim önemli değil. His aynı.
Bu Bir Depresyon mu?
Çoğu zaman hayır.
Bu his, genellikle hayattan kopma isteği değil,
hayatın biraz geri çekilmesini istemektir.
İnsan kaçmak istemez.
Sadece nefes alacak alan ister.
Bu ayrımı yapmak önemlidir. Çünkü yanlış teşhis, yanlış çözüme götürür.
Peki Çözüm Ne?
Çözüm, hayatı düzeltmek değildir.
Çözüm, hayata girenleri azaltmaktır.
Daha çok şey yapmak değil.
Daha az şeye maruz kalmaktır.
Bu noktada sadeleşme, minimalizm ya da benzeri yaklaşımlar bir “trend” değil, zihinsel savunma mekanizması olarak ortaya çıkar.
Ama mesele estetik değildir.
Mesele hafifliktir.
Sessizlik Neden Bu Kadar Değerli Hale Geldi?
Çünkü sessizlik artık kendiliğinden gelmiyor.
Bilerek seçilmesi gerekiyor.
Sessizlik, zihnin toparlanma alanıdır.
Ve o alan kaybolduğunda, insan kendini sürekli baskı altında hisseder.
Her şey üstüne geliyormuş gibi hissettiğinde, aslında şunu söylüyorsundur:
“Zihnim dolu ve boşalacak yer yok.”
Son Bir Gerçek
Bu hissi yaşıyorsan, zayıf değilsin.
Abartmıyorsun.
Şımarık da değilsin.
Sadece modern dünyanın hızına karşı insani bir direnç gösteriyorsun.
Her şey üstüne geliyormuş gibi hissediyorsan,
belki de sen yerinde duruyorsundur
ve dünya fazla hızlıdır.




